| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | reason with f. | ikna etmeye çalışmak (mantık yoluyla) | ||
|
Tom tried to reason with Mary. Tom Mary'yi ikna etmeye çalıştı. More Sentences |
||||
| Genel | reason with f. | ikna etmek | ||
|
I can try reasoning with Tom. Tom'u ikna etmeyi deneyebilirim. More Sentences |
||||
| Genel | reason with f. | inandırmaya çalışmak | ||
|
How do we reason with Tom? Tom'u nasıl inandırmaya çalışırız? More Sentences |
||||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | come up with a reason f. | sebep ileri sürmek | ||
| Genel | come up with a reason f. | sebep öne sürmek | ||
| Genel | be endowed with reason f. | aklı mantığı olmak | ||
| Genel | be endowed with reason f. | akılla/mantıkla donanmış olmak | ||
| Genel | be endowed with reason f. | akıl bahşedilmiş olmak | ||
| Genel | with reason zf. | hakkıyla | ||
| Genel | with reason zf. | hakkı olarak | ||
| Genel | with no reason zf. | durup dururken | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | reason with (one) f. | (birini) ikna etmeye çalışmak (mantık yoluyla) | ||
| Öbek Fiiller | reason with (one) f. | (birini) inandırmak | ||
| Öbek Fiiller | reason with (one) f. | (birine) mantıklı bir açıklama yaparak anlamasını sağlamak | ||
| Öbek Fiiller | reason with (one) f. | (birini) inandırmaya çalışmak | ||
| İfadeler | ||||
| İfadeler | with good reason expr. | haklı olarak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | termination with a valid reason i. | haklı nedenle/gerekçeyle fesih | ||
| Ticaret/Ekonomi | termination with a valid reason i. | haklı sebeple fesih | ||